Bekir Coşkun (From)

Biber Dolması...

Bilgisayarımın tuşuna basıp, okuyucularımdan gelen mesajlara daldığımda, benim zamanım biter, onların zamanları içinde debelenirim...
Onları tek tek okur, kimisini saklarım, kimisini yanıtlarım...

Kimisi akıl verir, kimisi sadece selam... Kimisi küfretse de "Sil" tuşuna hemen basmam, öyle bakarım: "Niçin?"

Amerika'da yüksek lisans yapan, adını vermek istemeyen, 26 yaşında bir erkek okurumdan gelen mesaj ise bu sabah bir kasatura gibi...
Göğsümden çekip atmak istiyorum... Çıkmıyor...

Türkiye'yi özlediğini, ama işsiz kalıp bir de ailesine yük olmaktan korktuğu için dönemediğini yazıyor...
Çalıştığını, ama mutsuz olduğunu anlatıyor...

Onun içten, duygusal, özlem dolu satırlarını tekrar tekrar ekrandan okuyorum:

        "Ben yaklaşık üç yıldır Amerika'dayım... ABD'nin doğu kıyılarında bir yerde. 
        Son üç senedir babamı ve kardeşlerimi bir kez gördüm. 
        Annemi ise iki kez... Kız kardeşimle didişmeyeli iki sene oluyor. 
        Babamla oturup bir maç seyretmeyeli de bir o kadar. 

        Benim Türkiye'de olmadığım süre içinde, ölen sevdiklerim oldu. 
        Ne onlara karşı bir son görev yapabildim, ne son bir dua, ne de mezarlarına 
        bir çiçek bırakabildim. Evlilikleri, doğumları kaçırdım. 

        Dün gece Türkiye'den gelen bir arkadaşımın yaptığı biber dolmasını yerken 
        ağladım. Biber dolmasında yaşadığım birkaç dakikalık Türkiye için..."

Canım sıkıldı... Bizim ne beklentilerimiz, ne umutlarımız böyleydi... Yurtdışına giden çocuklarımızın dönüp gelmeye korktukları bir ülke olmak yazgısı niçin? Ben o satırları okurken, bilgisayarın karşısında erirken bile yukarda it dalaşı sürüyor... Arsızca ve utanmadan. Sanki çökmüş, bitmiş, tüketilmiş bir ülkeyi daha beter etmek için, bitmek-tükenmek bilmeyen bir it dalaşı... Oralarda biber dolması yerken ağlayan çocuklara bu kader niye?

Canım sıkıldı...

Üzgünüm...

Ben artık biber dolması yemem...